Helal-Haram, Sevap-Günah Nedir?

0
27

Helal-Haram, Sevap-Günah Ne Demektir?, Hurma Ağacındaki Mucize, Bostan Bekçisi Hikayesi Rabbim Bütün Dinleyicilerimize Bereketli Bir Ömür Versin… Abone Ol-Güncel Videolardan Haberdar Ol- https://goo.gl/Uj8EGp Bir Ayet Bir Hadis-https://goo.gl/E1HXb7 İlmihal- https://goo.gl/7F3T17 Örnek İnsan Efendimiz (sas)- https://goo.gl/Kc91Ch Cevşen- https://goo.gl/S6JzRD Kısa Sureler (Namaz Sureleri)- https://goo.gl/37xRT7 Kur’an’ın Önemi- https://goo.gl/pTQbjv Kur’an Hatmi (Mukabele)- https://goo.gl/7jszAW Bir Yastıkta Bir Ömür- https://goo.gl/XsNDSW Yolumuzu Aydınlatanlar- https://goo.gl/JC7GxN Merak Ettiklerimiz- https://goo.gl/SVUq5B Ramazan ve Orucun Önemi- https://goo.gl/D9LPg9 Mübarek Gün ve Geceler- https://goo.gl/UxwtbN Zekât ve Sadakanın Önemi- https://goo.gl/Uu1Uvf Kıssa Hadisler- https://goo.gl/MHoyHf İnternet Sitemize Gitmek İçin- http://www.kalpleringulu.com HELAL-HARAM Helal: Düğümü çözmek, yükü indirmek, borcu ödemek ve ağırlıktan kurtulmak gibi anlamlara gelen helal kavramının, pek çok farklı kullanımı vardır. Yapılması caiz olan bütün ameller ve yenilmesi mubah olan bütün nimetler olarak tarif edilir. “Helâl dairesi geniştir, keyfe kâfidir. Harama girmeye hiç lüzum yoktur.” “Madem helâl dairesi keyfe kâfidir ve madem haram dairesindeki bir saat lezzet, bazen bir sene ve on sene hapis cezasını çektirir. Elbette, gençlik nimetine bir şükür olarak, o tatlı nimeti iffette, istikamette sarf etmek lâzım ve elzemdir.” (Şualar) İnsan davranışlarında hürdür, helal ve haram dairelerinden dilediğini seçebilme yetkisine sahiptir. Netice itibariyle de cennet ve cehennem yollarından istediğine girme serbestisi de vardır. İnsanoğlu, eliyle işitip, gözüyle koku alıp, kulağıyla görebiliyor mu? “Hayır” Öyle ise yaratılış gayemize uygun helal dairede hareket etmek mecburiyetindeyiz. Hür olduğunu, dilediği gibi hareket edebileceğini iddia eden bir insan, gerçekte nefsinin esareti altına girmiş demektir. Nefsi ona kötülük yapmaya meylettirir, emreder; o da bu emre kayıtsız şartsız itaat eder. Böylece helal daireden çıkar, şeytanın oyuncağı haline gelir. Haram: Haram ise, sebebi ne olursa olsun yapılması yasak olan şeylerdir. Kesin delillerle (Kur’an-Sünnet) yasaklanan işlere haram denir. Helal ve haram sınırları, Müslümanların hayatında trafik lambaları gibidir. Gerekli yerde terk, gerektiğinde Kur’an ve Sünnete uygunluğunda ise o işi yapmaya izin verilmiştir. Bir şeyin helal veya haram olması, Kur’an ve Sünnet ölçüleriyle olur. Kimse kafasına göre bir şeye helal veya haramlık ölçüleri koyamaz, ancak ana çerçevesi çizilen zararlı davranışlar-yiyecekler, içecekler, Allah ve Resulü’nün (sas) koymuş olduğu ölçülerle kıyas yapılarak ortaya konabilir. Hiçbir kimse kalkıp da bu Kur’an ve Sünnette yazmıyor diye haramları-helal, helalleri de haram olarak gösteremez. Harama götüren şeyler haramdır. Haramı helal saymak ise ‘Allah korusun’ küfürdür. İyi niyet ise haramı helal yapmaz. İşte bu konuda İbn-i Abidin: “Hiçbir şey akıl ile haram olmaz. Yani bir şeyin helal olduğuna hüküm vermek Allah’a mahsustur. Bir şeyin güzel ve çirkin olduğunu ispat eden dindir. Akıl ise; güzellik ve çirkinliği idrak etmek için vasıtadır” demektedir. Haramı helal ilan etmek ne kadar tehlikeli ise helali haram ilan etmek de yine aynı oranda tehlikelidir. Kur’an-ı Kerim’de: “Ey iman edenler! Allah’ın size helal ettiği temiz ve güzel şeyleri nefsinize haram kılmayın. (Sakın) haddi aşmayın. Çünkü Allah haddi aşanları sevmez.” (Maide, 5/87) Hiçbir kimse elinin emeğinden daha hayırlı bir rızık yiyemez. Allah’ın nebisi Hazreti Davud da (as) elinin emeğini yerdi. O ki hem bir devlet başkanı hem de bir peygamberdi. Allah Resulü (sas), alnının teriyle ailesinin iaşesini temin etmeye çalışan herkesi takdir ederdi. Bu hususta her fırsatı değerlendirir, böylece ashabını helal kazanca yönlendirirdi. Mesela, bir gün Peygamber Efendimiz (sas) Sa’d b. Muaz (ra) ile karşılaşıp onunla musâfaha yapmış (tokalaşmış) ve Hazreti Sa’d’ın ellerinin nasırlı olduğunu görünce, bunun sebebini sormuştur. Büyük Sahabi: “Ailemin ihtiyaçlarını karşılamak için çalışmaktan böyle oldu!” deyince, Efendimiz: “İşte Allah’ın sevdiği eller!” buyurarak aziz dostunun nasırlı ellerini işaret etmiştir. Sevgili Peygamberimiz (sas), bir hadis-i şeriflerinde şöyle buyurmaktadır: “Şüphesiz helal belli, haramda bellidir. İkisi arasında bir takım şüpheli şeyler vardır ki, insanlardan birçoğu onları bilmezler. Her kim şüpheli şeylerden sakınırsa ırzını da, dinini de kurtarmış olur. Her kim şüpheli şeylere dalarsa, koru etrafında (davarlarını) otlatan bir çoban gibi, çok sürmez içeriye dalabilir. Haberiniz olsun! Her padişahın kendine mahsus bir korusu vardır. Dikkat edin! Allah’ın korusu yeryüzündeki haram ettiği şeylerdir. Uyanık olunuz! Cesette bir lokmacık et parçası vardır ki, (O) iyi olursa bütün ceset iyi olur. (O) bozuk olursa bütün ceset bozulur. İşte O et parçası kalptir.” (Buhari, İman, 39) …

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz