Mutlu Evliliğin Püf Noktaları

0
293

Mutlu Evliliğin Püf Noktaları, Bir Yastıkta Bir Ömür, Mutlu Aile, Mutlu Evlilik, Aile Hayatı

Rabbim Güzel Bir Evlilik Nasip Etsin…

Abone Ol-Güncel Videolardan Haberdar Ol- https://goo.gl/Uj8EGp

Bir Ayet Bir Hadis-https://goo.gl/E1HXb7

İlmihal- https://goo.gl/7F3T17

Örnek İnsan Efendimiz (sas)- https://goo.gl/Kc91Ch

Cevşen- https://goo.gl/S6JzRD

Kısa Sureler (Namaz Sureleri)- https://goo.gl/37xRT7

Kur’an’ın Önemi- https://goo.gl/pTQbjv

Kur’an Hatmi (Mukabele)- https://goo.gl/7jszAW

Bir Yastıkta Bir Ömür- https://goo.gl/XsNDSW

Yolumuzu Aydınlatanlar- https://goo.gl/JC7GxN

Merak Ettiklerimiz- https://goo.gl/SVUq5B

Ramazan ve Orucun Önemi- https://goo.gl/D9LPg9

Mübarek Gün ve Geceler- https://goo.gl/UxwtbN

Zekat ve Sadakanın Önemi- https://goo.gl/Uu1Uvf

Kıssa Hadisler- https://goo.gl/MHoyHf

EŞİNİZ SİZDEN NE İSTER?

“İnsan, iyiyi kötüden, güzeli çirkinden ayırmayı bir kursa devam ederek öğrenmez. Ahlak, sanat ve din, gramer, matematik ve tarih gibi öğrenilmez” diyor, A. Carel. Ahlakın, dinin, duanın manası ancak bunların mevcut olduğu ve insanında günlük hayatının her lahzasında yaşadığı, hatırladığı zaman anlayabilir. Bunları yaşadığı, duyduğu tattığı zaman insan birçok lüzumsuz şeylerden ve rahatsızlıklardan kurtulup mutlu olur.

Mutluluk; başkalarına mutluluk sağlamaktır. İnsan kederlerini, acılarını hatırlar da mutluluğunu hatırlayamaz. Acıyı, kederi hissederiz ama mutluluğu hissedemeyiz. Oysaki mutluluğun kıymeti onu algılamamıza bağlıdır bir ölçüde. Kederin, acının kıymeti ondan alınan ibrete bağlıdır. Mutluluk insanın kendisinde gizlidir. Önemli olan onu hissetmek ve yaşamayı sevmektir. Bir bakıma mutluluk her şeye rıza göstermektir. Her fakir insan, mutlu olabilir ancak zenginlerden ve makam sahiplerinden pek az insan mutlu olabilir. Mutluluk isteklerin önündedir. İstekler öne geçerse, mutluluk gizlenir, ortaya çıkmaz. Yani isteği az olan insan, daha mutludur. İnsan istedikçe ister. Eğer istekleri temin edilmezse, mutsuzluğun eline düşer. Ancak istekleri az olan insanlar daha çok huzurlu olurlar.

Her zaman başarı beraberinde mutluluğu getirmeyebilir. Negatif vasıfların oluşmasına sebebiyet verir. Kendini beğenmişlik, gurur, sosyal çevresini küçük görme, şımarma, hırs küpüne dönme, saldırma ve bazen de başarıya ulaşmak için her yolu meşru görme gibi makyavelist (amaçları uğruna her şeyi feda etme) bir yapıyı meydana getirir. Bu duygu ve vasıflar mutsuzluğu getirir. Bu tür sivrilen insanlar, mutlu olamazlar. Başaran insan, muhasebesini göz ardı etmemesi gerekir. O başarıyı kaldırabilecek, tartacak kendini hesaba çekecek. Bu başarıda benim dışımdaki faktörlerin payı nedir? Bana kalan pay nedir? Mütevazı bir psikolojik yapıya bürünmek, böylece saadete doğru kanat açabilecek.
Günümüzde çoğu evliliklerde eşler aynı dili kullanmaz. Birbirlerine karşı sevgilerini değişik şekillerde ifade ederler ama çoğu eş bu sevgisini karşı tarafa içinden geldiği gibi anlatamaz.
Yıllar önce bir iş adamı, çok sevdiği eşine, iş dönüşü hikâyeler anlatırmış. Bu hikâyelerle çok mutlu anlar yaşarlarmış. Bir müddet sonra adamın işleri çoğalır, hikâye anlatmaya zaman bulamaz. Çok sevdiği eşini hikâyelerden mahrum etmemek için kendine göre bir çözüm bulur. Bir teyp alır ve hikâyeleri kasete kaydeder ve eşine verir. Böylece hanım, teypten hikâyeleri dinlerken, kendi de işini planlar ve işiyle ilgili hesapları yapar. Bir süre sonra iş adamı eşinin hikâyeleri dinlemediğini ve mutlu olamadığını fark eder. Eşine sorar: “Hikâyeleri dinlemiyor musun, teyp mi bozuldu?” Eşinin verdiği cevap çok ilginçtir: “Teyp bozulmadı ama teybin başımı koyacak bir dizi yok ki!”

Bir hanım yazar: “Hafta sonunu evinde saç-sakal dağınık, kötü kıyafetlerle geçiren bir adam, hafta sonunun niçin kötü geçtiğine başka sebep aramamalıdır” diyor. Kocalar nasıl eşlerinin kendi yanlarında temiz ve düzgün giyinmelerini istiyorlarsa, kendileri de eşleri için giyinmeli, temiz ve düzgün olmalılar. Erkekler bu hafta sonu, bunu denesinler, anında bir şeylerin değiştiğini fark edecekler. En azından eşlerine “Benim yanımda güzel giyin” demeye yüzleri olacak. Derler ki: “Çirkin kadın yok, bakımsız kadın vardır.” Biz de diyoruz ki: “Çirkin erkek yok, bakımsız erkek vardır.”

Ashaptan bir kadın, Allah’ın Resulüne gelerek, eşinden boşanmak istediğini söyler ve kendilerini boşamalarını ister. Resulullah kocasının kim olduğunu öğrenir. Kadına, “Sen git, ben seni çağırırım” der. Yanındakilere adamı bulmalarını söyler. Adam bulunur. Bu insan, Efendimizin huzuruna, saçı, sakalı dağınık, üstü başı pejmürde, kir-pas içinde getirirler. Allah’ın Resulü: “Götürün, yıkayın, saçını sakalını düzenleyin, temiz şeyler giydirip getirin.” der. Gereken yapılarak, adam huzura getirilir. Kadına da haber yollayıp çağırtılır. Resulullah sorar: “Boşanmak istediğin adam bu mu?” Kadın, bakar-bakar, “Evet ey Allah’ın Resulü fakat boşanmaktan vazgeçtim.” der.
Bir başka evli hanım şöyle anlatıyor: “On yıllık evliyim, iki çocuğum var. Evliliğimin ilk altı yılı tiksinti ve mide bulantılarıyla geçti. Eşim biraz kiloluydu, bu yüzden çok aşırı bir şekilde terler ve çok ağır kokardı. Bizim için çalışıyor, alın teri döküyor diye kendime telkinler yaptıysam da olmuyordu. Çok sigara içiyordu. Bir yandan ter, bir yandan sigara kokusu beni tiksindiriyordu. Yanına oturmamaya gayret ettiğim gibi yattığımızda da en kısa sürede arkamı dönme çabası içinde oluyordum. Yıllar sonra bir gün onu incitmemeye çalışarak bunları ona söyledim.

Önce biraz kilo verdi. Sonra ter kokusunu yok eden kremler ve birbirinden güzel kokular aldı. Sigarayı hâlâ içiyor ancak dişlerini güzel kokulu macunlarla fırçalayarak o pis kokuyu yok ediyor. Artık yanına rahatça oturuyorum, tabii arkamı dönmek mecburiyetinde de kalmıyorum.”

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz